Rusya’da son decere başarılı olmuş, yatırımları ile adından söz ettiren güzide bir şirketimizin yetkilisi anlatıyordu:

“İstikbal vaadeden cevval Rus personelden ikisini üç aylığına Türkiye’ye staja yolladık. Gerçi o ara onların yokluğunda biraz sıkıntı çektik ama ikisi de Türkiye’den müthiş donanımlı döndüler. Şirketin felsefesini ve büyüklüğünü kavramışlar. Profesyonelliği öğrenmişler. Gitmeden evvel belki bizimle ilişkilerine çok da uzun süreli bakmıyorlardı. Belki ‘Gittiği yere kadar gitsin, biraz daha fazla maaş veren ilk şirkete gideriz’ diyorlardı. Ama stajdan dönünce işe öylesine dört elle sarıldılar ki, çok doğru bir iş yaptığımızı anladım. Herkese öneririm”.

İşine saygısı olan, hep kendini geliştirmek isteyen bir dercisi arkadaş da, epeyce uğraştıktan sonra yetenekli, genç bir Rus dizayner kızı ikna etmiş ve birkaç aylığına İstanbul’a götürmüştü. Kız, arkadaşın imalathanesinde çalışmış, ekibe dahil olmuş ve onların en çok ihtiyaç duyduğu şeyi vermişti: Rus stili ve zevkini.

Derici arkadaş, “Biz kendi anlayışımıza ya da dünyanın genel moda anlayışına göre modeller yapıyorduk. Bunu da Ruslara satıyorduk. Bu Rus hanım gelip de bize müdahale edince, yeni modeller önerince tereddüt ettik. Ama sonuç onu haklı çıkardı. Ruslar, onun çizdiği modelleri daha çok seviyor” diye anlatmıştı deneyimini.

Eh artık sizli bizli olmaktan vazgeçelim, değil mi? Senli benli olalım. Sen bu nasihatları da dinle. Arada “hı hı” diye kafanı salla. Ama bildiğin yoldan şaşma. Diyelim ki yetenekli, ama hepsinden önemlisi genç ve güzel bir personelin mi var? Türkiye’ye şirkete staja göndermeye ne gerek var? Kızı kurtlar sofrasına yem diye atmak olur mu? Sen iyisi mi tut kızın elinden Antalya’ya tatile götür. Hem kızı dinlenip eğlensin, hem de sen. Fena mı?

Suat Taşpınar’ın Rusya’da Başarısız Olmanın Yolları kitabından alıntıdır. Rusya ziyareti planlayanların okuması şiddetle tavsiye olunur. Kitabı, Türkiye’de şuradan sipariş edebilirsiniz.