Diyelim ki hayırlısıyla Moskova’ya vasıl oldunuz. Gümrüğü geçtiniz, bir taksiye atlayıp otele kapağı attınız. İyi kötü size akıl verecek, burada iş yapan Türkler de buldunuz. Bu alemde deneyimleri ile, birikimleri “aklı başında adam” kontenjanında muamele gören bazı isimler vardır.

Mesela Cem Tezelman namıyla maruf vatandaş bunların başında gelir. Türkiye’de Maliye Bakanlığı hesap uzmanlığına kadar yükselmiş, Rusya’da 10 yıldan fazla bir süredir Türk işadamlarına mali danışmanlık yapan “cin zekalı” bir “üstad”dır. Hem Türk, hem Rus mali mevzuatını ondan iyi bilen ademoğlu henüz dünyaya gelmemiştir. Onu dinleyip de Rusya’da başarısız olan pek yoktur. Onun için ona, ya da onun kalibresindeki adamlara sakın kulak vermeyin. Size bin türlü maval okurlar:

“Rusya 10-15 yıl öncesinin Rusya’sı değil. Artık burada işinizi legal yapmanız gerekir. İllegal iş yapmanın maliyeti legal iş yapmanın maliyetini bile geçebilir. Üstelik Rusya öyle üç gün içinde bir koyup üç alınacak bir pazar değil. Maliyetler yüksek, rekabet çok sert. Onun için Rusya’yı iyi analiz etmeden, belli bir bütçeyi harcamayı baştan göze almadan, saldım çayıra mevlam kayıra usulü Rusya’ya gelecekseniz hiç gelmeyin. Rusya’ya uzun vadeli bakmayanın, fedakarlıkları göze almayanın, hepsinden önemlisi dayanacak gücü olmayanların şansı yok”

Dinlemeyin bu fuzuli lafları. İçinizden “Param olsa zaten buraya gelmezdim birader. Biz cep delik cepken delik düştük buralara. İlk voliyi vurup façayı biraz düzelttiğimiz an Abbas yolcudur” deyin. Ama Cem Tezelman’ın yüzüne “Haklısın” deyin. Fenerbahçeli iseniz aman uzak durun. Çünkü aslandır, pençesi uzundur. Onunla istediğiniz kadar konuşun, yakalamışken istediğiniz tüm soruları sorun. Sonra “Hadi eyvallah” deyip toz olun. Adam mali danışmanmış, hayatını “birkiminini anlatarak” kazanıyormuş, size ne?

Zaten onun ve onun gibilerin anlattıkları bırakın bir kulağınızdan girsin, hemen öbür kulağınızdan çıkıp buharlaşsın. Çünkü bilgi, başarısızlığın düşmanıdır. Bilgi, başarıya giden gemilerin deniz feneridir. Oysa biz Rusya’da nasıl başarısız olacağımızı öğreniyoruz, ben bunu söylerken kulağınızın birini sıkıca kapatın ki, çıkıp gitmesin! Kulağınıza küpe olsun.

Gereksiz masraflardan itinayla kaçının!

Hayatta başarısız olmanın önemli sırlarından biri de ‘küçük hesapçı’ olmaktır. Bu gerçek, mevzu Rusya olduğunda daha da büyük önem arz eder. Diyelim ki Rusya’ya geldiniz, herşeyi yerinde gördünüz, kafanıza yattı, “Burada hayat var!” dediniz. Ve iş kurmaya karar verdiniz. Her an küçük hesaplar yapmaya bakın.

Mesela çarşı-pazar dolaşıp piyasayı kolaçan ederken “Hiç dil bilmiyorsunuz, böyle fazla sonuç alamazsınız. Günlüğü 50 dolardan çalışan tercüman öğrenciler var. Onlardan biriyle dolaşın, her sorunuza cevap arayın. Yoksa dil bilmeden, yarım yamalak bilgilerle yanlış yönlenirsiniz” diyenlere bıyık altından gülün. Bizim tam da istediğimiz o değil mi zaten? Biz klavuz olsun diye karga aranıp durmuyor muyuz? Kendi işinizi kendiniz halledin. Taksiye binince otelin adını söyleyin yeter. Ya da İzmailova pazarına gidecekseniz, önce İzmailova deyin, gerisini eliniz, kolunuz, nefesiniz yettiğince anlatın.

Şirket mi kuracaksınız? İşi en ucuza yapan kimse ona gidin. Birkaç haftalık iş birkaç ayda bile bitmiyor mu? Kuruldu denilen şirketin esamesi bile okunmuyor mu? Ya da “Hazır şirket satın alalım, iş daha çabuk bitsin” denilip size borçlu bir şirket mi yamanmış? Ne gam. Büyük bir iş mi bağlıyorsunuz? Önünüze karınca duası gibi, üstelik tamamı Rusça yazılmış bir kontrat mı uzatıldı? Basın imzayı gitsin. “Önce bir avukata biraz para verip iyice okutun. Bu ayrıntılardan başı yanan çok Türk oldu. İş anlaşması diye borç senedi imzalayanlar bile oldu. Aman yaş tahtaya basmayın. Avukata ya da bir danışmana vermekten imtina ettiğiniz birkaç yüz dolar yüzünden onbinlerce dolarlık zarara uğrarsınız. Onunla da kalmaz hapse bile tıkılırsınız. Aman dikkat!” diyenleri kaale almayın. “Bizde evel Allah iman gücü var. Bize bir şey olmaz. Üstelik söz senettir” deyip aleme ‘delikanlılık dersi’ verin.

Başmuhasebeciye 300-400 dolardan fazla maaş vermek günahtır, israftır. Varsın dışarıdan çalışsın, ofiste sürekli oturmasın ama ucuza çalışsın. Gerçi yine akıldaneler dönüp size laf yetiştirebilirler. “Kardeşim, Rusya’da sistem çok farklı. Burada sadece iki kişi, şirketin bir genel müdürü, bir de başmuhasebecisi kanun önünde hak ve sorumluluk sahibidir. Başmuhasebecinin imzası, onayı olmadan beş kuruşluk işlem yapamazsın. En son tasarruf yapılacak eleman başmuhasebecidir” diye akıl vereceklerdir.

Doğrudur da. Ama siz kulaklarınızı tıkayın. Hem muhasebeci, hem de sekreter işe alırken ‘işveli’ ve ‘çok işlevli’ olmalarına dikkat edin. Gerçi “Sekreteriyle yatan daktiloyu kendisi yazar” diye beylik bir laf vardır ama siz yine de şansınızı deneyin. Her dişi sinekten yağ çıkarmaya bakın. İş ahlakıdır, ilkedir, etiktir atın tuvalete, üstüne sifonu çekin gitsin!

Suat Taşpınar’ın Rusya’da Başarısız Olmanın Yolları kitabından alıntıdır. Rusya ziyareti planlayanların okuması şiddetle tavsiye olunur. Kitabı, Türkiye’de şuradan sipariş edebilirsiniz.